GG'de tangaya teklif vermek

İnanılmaz leşlikteki alışveriş çılgılığı dönemimde iflah olmaz bir şekilde gittigidiyor başta olmak üzere bir sürü yerdeki bir sürü saçma sapan şey için araştırma yapıyor, teklif veriyor ve üstüne bazen bu teklifleri kazanıyordum.

Hemen hemen herkes gibi benim de bir süre cinsel kimlik bunalımlarım olmadı değil. Ne hissedeceğimi bilemediğim ve yine yalnızlıktan geberdiğim zaman dilimlerinde gittigidiyor'un erkek iç çamaşırı reyonları sıklıkla uğradığım ve hallaç pamuğu gibi havşarladığım kategorilerdi. Ve evet, bu işin "sonunun kadın olmayı isteyecek miyim?"lere varıp varmayacağından endişe ediyordum.

Yine saçma sapan ve işin aslı hiç bir zaman hiç bir yerde işime yaramayacak olan ürünlere teklif verirken bir tane de tangaya teklif vermişim ve üstüne kazanmışım. Tanga için 5 lira gibi komik bir rakam ödeyerek ürünü aldım ve ürün kapıma kadar geldi. İşin aslı beklediğimden daha iyi bir üründü ve bir süre kumaş pantolonun içine filan giydim onu. Benim götüm geçirdiğim ameliyatlar sebebiyle (hayır, düşündüğün gibi büyük yarrak yemekten kaynaklı yırtılmalar ve parçalanmalar değil) şekilsiz bir şey olduğu için videolarda ve fotoğraflarda gördüğüm gibi durmadı ve bir süre sonra çöpü boyladı.

Ne bokuma tangaya filan teklif veriyorsam...

Büyüyoruz arkadaşlar ve geçmişten sizinle birlikte gelen kirli detaylar her gün yüzünüzü kızartmaya devam ediyor...

İzmir batakhane hamamı hikayeleri: Kurnadaki yeşil tanga

Bir sürü bıkkınlık vardı üzerimde. Ankara'dan kalkıp İzmir'e bir hışımla gelmiş olmanın verdiği boyumdan büyük mutluluğu yeniden Ankara'ya dönme ihtimalim gölgelemiş ve olmaz olasıca memleket ile bağları atmaya karar vermiştim; bir kez daha Ankara'ya dönmek istemiyorum.

Ve elbette ki, kaçmak istediğimde, en azından bir süreliğine ortadan kaybolup İzmir'in geçmişine soluksuz bir yolculuğa çıkmak üzere kendimi batakhane hamamının izbe, serin, eril, kirli ve soğuk dehlizlerine bıraktım. Umutluydum umutsuz hayatımın içinde bir anlığına bile olsa minik umut kıvılcımları saçabilirdim.

Herhangi bir günün sıradan anlarından birisindeydim adeta; Pom'un benden neden gittiğini sorguladım biraz, sonrasında tanrıya havale ettim karaktersizliğinden ötürü; sonra Kurabiye girdi aklıma tavadan sızan güneş ışığının buharda yıkanan burukluğunda. Bırakmaya ve hepsinin hayatımdan siktirolup gitmesi gerektiğini bir kez daha anladım.

Amcalarla bakıştık bir süre, tipik şekilde iştahlı bir açlık vardı Ramazan mübarek gün demeden soluğu serin hamamın buz gibi suyunun kenarında alan imansızların. Bir tanesi gözüyle soydu peştemalimi, yanındaki ise gözüyle araladı kalçalarımın arasını ve peştemalinin önündeki kabartıyı soktuğunu hissettirdi. Sonrasında ikisi bir köşedeki karanlık dehlizlerden birine girdiler ve gözüyle siken ötekini sikti. İçim gitmedi desem yalan olur o feminen bearlığa kendim de sahip olamadığım için. Bir saat kadar sonra çıktıklarında ikisinde de güç kuvvet kalmamıştı ama bizim ılık bearın gözleri hala fıldır fıldırdı.

Sıranın bana geldiğini fark ettim. Göbek taşında birlikte yatarken bakıştığımız adamın daveti ile artık aynı dehlizlerin birinde belimdeki peştemali çözüyordum.

Çözüyordum fakat işin içinde yolunda olmayan bir şey vardı, adamın üzerinde orada olmaması gereken bir şey vardı, bir tanga. Yeşil bir tanga. Bir de dolamış daşşakklarına sağlı sollu; taşaklarını arasından geçirmiş, aletine halka yapmış... Çözene kadar yarım saat geçti, sonra acil bir posta kayılarak ortamdan kaçıldı.

Bir sürü hamamda bir sürü şey yaşadım ama böylesiyle şimdiye kadar hiç karşılaşmamıştım. Artık karşılaştım. İlginçti, bir o kadar da şaşırtıcı...

31

Belki unutmuş olurum geçmişi ve benim üzerimizde denediği en acılı ve yürek yakan işlenceleri. Gücüm kaldıysa yine baştan başlamaya,  silerim geçmişi, geçmişte kalanları. Yani bir şeyler yaparım kısaca kendimi toparlamak için, kaldığım yerden devam etmeye. Günler geçer, geceler akıp gider, dalgalar o seslere eşlik eder, gökten yıldız kayar, bir kadeh şarap eşlik eder.

Yine buluşuruz gibi görünüyor ileride bir yerlerde, ama yaşadıklarımı kaldırmaya ne gücüm kaldı ne de isteğim. Boyumu geçen bir denizin içinde soluklanmaya, suyun üzerine çıkmaya ve yüzümü tekrar güneşin sıcağı ile ısıtmaya çalışacağım.

Her seferinde "daha kötü bir yeni yaş hediyesi verebilir miyim" diye soruyorum kendi kendime ve elimde olan şey mutlaka bir önceki yıldan daha kötüsü oluyor.

İzmir'in Şer Yuvaları - 2


Kemeraltı'nın dar ve rüyalarıma giren sokaklarında, elimde yeni aldığım bir ayakkabının kocaman kutusu olduğu halde dolaşıyordum. Aval aval eski binalara ve orada yaşamış olan insanların geçmişteki yaşamlarına dair anılara bakarken karşıma yine yepyeni bir mekan çıktı...

Mekanımız İzmir'in eski hamamları gibi; tepede bir kaç delik ve oradan içeri süzülen biraz güneş; dört kolon ve kolonların köşelerine asılmış bir kaç ıslak ve kirli peştemal zerresi. İşte siz yepyeni bir fuhuş hikayesi.

Öncelikli olarak sevinmeyin lütfen; çünkü içeri herkes giremiyor. (Bu aslında bir yandan da iyi bir şey. Ne bok işi var herkesin içerde.) Kapıdaki bir adamın gözü tutarsa ve eğer gerçekten bir "dört harfli" olduğunuza ikna olursa kapıyı açıyor. Daracık bir geçitten geçerek içeri giriyorsunuz. Bir önceki İzmir hamamı maceramda olduğu gibi eşyalarımı kilitli bir dolaba bıraktım ve daha önce en az iki kişiye verilmiş olan odada çığlık kıyamet peştemale sarındım ve buhurlu bir geçitten hamama girdim. Kalp atışlarım Atina'dan duyulacak kadar güçlüydü.

İçerisi olabildiğince loş ve bir o kadar da alev alevdi. Göbek taşının üzerinde kutsalını okşayan iki erkeğin yanı sıra köşelere konumlanmış olan gizli bölmelerde en az ikişer kişi mutlu anlar yaşıyordu. Bir o kadarı da küçük göbek taşının etrafında tur atıyor ve zonk zonk atan erkekliklerini gizleme gereği duymadan ortalığı kolaçan ediyordu. Aynı anda yangın yeri gibi yanan kutsal halkalardan da bir alev topu hamamın eski ve küflü duvarlarından sekip duruyordu. Kapılarında herhangi bir perde olmayan kurnalarda kıllı, iri yarı ve her kalp atışı ile yukarı aşağı oynayan penisleriyle erkekler içlerindeki yangını kendilerini parmaklamak suretiyle söndürmeye çalışıyordu.

Ateşler söndü, yangınların üzerine sular serpildi, bir hamam anısı da böyle son buldu.

Bu arada, innnnannılmazzz temiz bir yer beklemeyin, amacına uygun kalitede ve temizlikte bir yer. Sonrasında daha temiz olan başka hamamlara gidip 41.5 tas su dökünerek girdiğiniz günahlarınızdan arınmaya çalışabilirsiniz.